Çocukların davranışlarının çoğu zaman henüz kelimelere dökemediği duygu ve ihtiyaçlarının bir yansıması olduğuna inanan Psikolog Dilara Yanarateş; çocuk, ergen ve yetişkinlerle psikoterapi çalışmalarını sürdürmektedir.
Özellikle çocuklarla yürüttüğü terapi süreçlerinde oyunu, çocuğun dünyasına açılan doğal bir iletişim alanı olarak ele almakta; davranışın yalnızca görünen kısmına değil, davranışın altında yer alan duygu, ihtiyaç ve yaşantılara odaklanmaktadır.
Çalışmalarında Oyun Terapisi ve Bilişsel Davranışçı Terapi temelli yaklaşımlardan yararlanarak her danışanın kendi ihtiyaçlarına, gelişimsel özelliklerine ve yaşam öyküsüne uygun bireyselleştirilmiş terapi süreçleri oluşturmayı amaçlamaktadır.
Psikolog Dilara Yanarateş, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden onur öğrencisi olarak mezun olmuştur.
Lisans eğitimi boyunca edindiği teorik bilgileri farklı uygulama ve staj deneyimleriyle destekleyen Yanarateş, mezuniyetinin ardından özellikle çocuk ve ergen psikoterapisi alanındaki mesleki gelişimine odaklanmış, aktif olarak danışan kabulünü sürdürmüştür.
Mesleki eğitimleri arasında Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulayıcı Eğitimi, çocuklarda Bilişsel Davranışçı Terapi, çocuklarda davranış problemleri, oyun terapisi, çocuk değerlendirme ve psikolojik testler ile klinik görüşme tekniklerine yönelik eğitimler bulunmaktadır.
Çocuklarla gerçekleştirdiği terapi çalışmalarında oyun terapisinden yararlanırken; çocuğun gelişimsel düzeyini, bireysel özelliklerini ve içinde bulunduğu aile ve sosyal çevreyi birlikte değerlendirmeye önem vermektedir.
Çocukların terapiye yalnızca “davranışını değiştirmek” amacıyla getirilmesinin yeterli olmadığı; çocuğun davranışının ardındaki duygunun ve ihtiyacın da anlaşılması gerektiği düşüncesiyle çalışmaktadır. Bu nedenle terapi sürecinde çocuğun kendisini güvende hissedebileceği, yargılanmadan ifade edilebileceği ve kendi hızında ilerleyebileceği bir alan oluşturmaya önem vermektedir.
Çalışmalarında özellikle kaygı ve korkular, öfke ve duygu düzenleme güçlükleri, davranış problemleri, özgüven sorunları, sosyal ilişkiler, kardeş ilişkileri, okul uyum güçlükleri ve çocukluk döneminde karşılaşılan çeşitli duygusal zorlanmalar üzerine yoğunlaşmaktadır.
Çocuklarla yürütülen terapi süreçlerinde aileyi de sürecin önemli bir parçası olarak görmekte; gerektiğinde ebeveyn görüşmeleri aracılığıyla çocuğun terapi odasında kazandığı becerilerin günlük yaşamda desteklenmesini hedeflemektedir.
Ergen ve yetişkin danışanlarla gerçekleştirdiği bireysel çalışmalarda ise başvuru nedenine ve danışanın ihtiyaçlarına göre özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımından yararlanmaktadır.
Mesleki yaklaşımında bilimsel bilgi, etik ilkeler ve terapötik ilişkinin gücünü bir arada tutmayı önemseyen Yanarateş için terapi; danışana hazır cevaplar sunmaktan çok, kişinin kendisini ve yaşadıklarını daha iyi anlamasına eşlik edilen bir süreçtir.
“Davranışı değiştirmeden önce, davranışı anlamaya çalışmak.”
Çocuklarla çalışırken yalnızca “Çocuk neden böyle davranıyor?” sorusuna değil, “Çocuk bu davranışla bize ne anlatmaya çalışıyor olabilir?” sorusuna da odaklanıyorum.
Çünkü öfke, ağlama, geri çekilme, karşı gelme, kaçınma veya uyum güçlükleri çoğu zaman çocuğun yaşadığı bir duygunun dışa vurum biçimi olabilir.
Bu nedenle terapi sürecinde çocuğun davranışını yalnızca ortadan kaldırmayı değil; davranışın ardındaki duyguyu ve ihtiyacı anlamayı, çocuğun kendisini ifade etme yollarını güçlendirmeyi ve daha işlevsel baş etme becerileri geliştirmesini hedefliyorum.
Çocuk için terapi odasının öncelikle güvenli bir alan olması gerektiğine inanıyorum.
Eğitimini aldığı psikolojik değerlendirme araçlarını, çocuğun gelişimsel ve psikolojik özelliklerini daha kapsamlı değerlendirmek amacıyla klinik görüşme ve gözlemle birlikte kullanmaktadır.
Çocuğun terapiye karşı isteksiz olması, çoğu zaman terapiye ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez. Çocuğun yaşına ve özelliklerine göre terapi sürecine uyum sağlaması zaman alabilir. İlk hedef çocuğu zorlamak değil, onun kendisini güvende hissedebileceği bir ilişki kurmaktır.
Oyun terapisi, yalnızca çocukla oyun oynamaktan ibaret değildir. Oyun; çocuğun duygularını, ilişkilerini, korkularını ve yaşantılarını ifade edebildiği bir iletişim biçimidir. Terapist, çocuğun oyununu gelişimsel ve terapötik bir çerçevede gözlemler ve süreci belirlenen terapi hedefleri doğrultusunda yapılandırır.
Çocuğun yaşadığı güçlüklerin günlük yaşamdan bağımsız olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle ebeveynin sürece dair farkındalığı ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun tutum geliştirmesi terapi kazanımlarının sürdürülebilmesi açısından önemlidir. Gerektiğinde ebeveyn görüşmeleriyle aileye süreç hakkında rehberlik sağlanır.
Her çocuğun ihtiyaçları ve terapiye verdiği yanıt farklıdır. Bu nedenle terapi süreci için baştan kesin bir seans sayısı vermek doğru değildir. Belirlenen hedefler ve süreç içerisindeki ilerleme doğrultusunda terapi düzenli olarak değerlendirilir.
Evet. Danışanın ve terapi sürecinin ihtiyaçlarına uygun olarak yüz yüze veya online görüşmeler gerçekleştirilmektedir.
Psikolog Dilara Yanarateş yüz yüze veya online görüşme için hemen adım atın.

